Kahveyi Lavaboya Dökmek Çevre İçin Zararlı mı?
- Doğukan İbidan
- 9 Oca
- 3 dakikada okunur
Geçtiğimiz günlerde Londra’nın Richmond bölgesinde bir kadının otobüse binmeden önce kahvesini mazgala döktüğü için 200 sterlin para cezası alması büyük yankı uyandırdı. Ceza daha sonra iptal edildi ancak olay, önemli bir tartışmayı gündeme taşıdı:Kahveyi bu şekilde dökmek çevreye zarar verir mi?
Dünya genelinde günde 2 milyar fincan kahve tüketiliyor. Bu kadar büyük miktarda tüketilen sıvının bir yere gitmesi gerekiyor. Evde, işte ya da yolda… Kahvenin son durağı çoğu zaman lavabo, tuvalet ya da sokak giderleri oluyor. Ancak bu durum çevre için düşündüğümüzden daha büyük bir sorun yaratabiliyor.

Bir Fincan Küçük, Milyonlar Büyük Bir Sorun
Tek bir fincan kahvenin çevreye etkisi önemsiz gibi görünebilir. Ancak her gün 98 milyon fincan kahvenin kalıntıları lavabolara döküldüğünde, bu ciddi bir çevresel yük anlamına gelir. Çünkü bu sıvılar, evsel atık sularla birlikte kanalizasyon sistemine karışır ve arıtma tesislerine gider.
Avrupa’nın büyük bölümünde yağmur suyu ve evsel atık su aynı boru hattında taşınır. Bu da kahvedeki kafeinin ve diğer kimyasalların arıtma sürecini aşarak nehir ve su yollarına ulaşma riskini artırır.
Kahve Sadece Kafein Değil
Bir fincan kahve yüzlerce kimyasal bileşik içerir. Kafeinin yanı sıra süt, şeker, kakao, baharatlar ve çeşitli aromalar da bu karışıma eklenebilir.
Çevresel açıdan en problemli bileşen kafeindir. Kafein doğada kolay parçalanmaz ve “yeni ortaya çıkan kirletici” olarak kabul edilir. Yani bilim insanları bu maddenin çevresel etkilerini ancak son yıllarda düzenli olarak incelemeye başlamıştır. 2003 yılında bile kafeinin İsviçre göllerini ve nehirlerini kirlettiği tespit edilmiştir.
Ancak bu durum yalnızca kafeinli kahveler için geçerli değildir. Kafeinsiz kahve de suyun pH seviyesini düşürür ve organik bileşenleriyle suda çözünmüş oksijeni tüketir.
Algler, Oksijen ve Su Canlıları Üzerindeki Etkiler
Kahvede bulunan besin maddeleri alglerin aşırı çoğalmasını teşvik edebilir. Bu durum, sudaki oksijen seviyesinin düşmesine yol açar. Oksijen azalması, balıklar ve diğer su canlıları için ciddi bir stres kaynağıdır ve yaşam sürelerini kısaltabilir.
Son yıllarda yapılan araştırmalar, kafeinin tatlı su algleri, su bitkileri ve bazı su böceklerinin metabolizmasını, büyümesini ve hareket kabiliyetini olumsuz etkilediğini gösteriyor. Çok düşük miktarlarda bile kafein, bu canlılar üzerinde ölümcül etkilere yol açabiliyor.
Arıtma Tesisleri Her Zaman Yeterli Değil
Atık su arıtma tesislerinin kafeini temizleme kapasitesi oldukça değişken. Kullanılan teknolojiye, tesisin tasarımına, mevsime ve sıcaklığa bağlı olarak kafeinin yüzde 60 ile yüzde 100’ü arasında bir kısmı arıtılabiliyor. Bu da arıtılmış suyun bile kafein içerebileceği anlamına geliyor.
Yoğun yağışlar sorunu daha da büyütüyor. Kanalizasyon sisteminin kapasitesi aşıldığında, atık sular doğrudan nehir ve su yollarına yönlendiriliyor. Bu durumda kafein ve diğer kirleticiler hiçbir arıtmadan geçmeden doğaya karışıyor.
Bu problem sadece Avrupa’ya özgü değil. Yapılan bir araştırmada, 104 ülkedeki 258 nehirde kafein tespit edildi ve örneklerin yüzde 50’sinden fazlasında kafein bulundu. Hatta Antarktika’da bile kafein izlerine rastlandı.
Mazgala ve Lavaboya Ne Dökülmemeli?
Sokak giderleri, doğrudan su sistemine bağlıdır. Bu nedenle, bir mazgala döktüğünüz her şeyin eninde sonunda bir nehirde, gölde, denizde ya da sahilde karşınıza çıkabileceğini unutmamak gerekir.
Bu nedenle mazgala ve lavaboya şunlar dökülmemelidir:Kahve ve kahve telvesi, gıda bazlı sıvılar, yağlar, boyalar, sıcak yağlar, deterjanlar, çamaşır suları ve inşaat atıkları.
Bu maddeler, uygun evsel atık sistemleri ya da atık toplama merkezleri aracılığıyla bertaraf edilmelidir. Sokak giderleri yalnızca yağmur suyunu toplamak için vardır, atık su için değil.
Birleşik kanalizasyon sistemi nedeniyle, lavaboya dökmekle mazgala dökmek arasında çevresel açıdan büyük bir fark yoktur. Yani sokak gideri için doğru olan, mutfak lavabosu için de doğrudur.
Kahveyi O Zaman Ne Yapmalıyız?
Eğer sık sık kahve döküyorsanız, belki de daha az kahve demlemeyi düşünebilirsiniz. Evde, kahve suyunu seyrelterek bitkiler için besin olarak kullanmak mümkündür. Ancak bu da dikkatli yapılmalıdır.
Kahve ve telvesini sürekli aynı toprağa dökmek, kafein ve katı madde birikimine yol açabilir. Bu da bitkilere ve toprağın yapısına zarar verir.
En ideal yöntem, kahve atıklarını kompost kutusuna ya da gıda atığı geri dönüşümüne atmaktır. Bu seçenekler yoksa, sıvıyı ve telveyi bir kapta biriktirip evsel çöpe atmak en güvenli çözümdür.
Bireysel Alışkanlıklar Gerçekten Fark Yaratır mı?
Birleşik Krallık’ta yapılan son bir hükümet araştırması, nehir ve kıyıların kötü durumunun düzeltilmesi için büyük reformlara ve yatırımlara ihtiyaç olduğunu ortaya koydu. Ancak bireylerin günlük alışkanlıkları da bu sistemin önemli bir parçasıdır.
Kahveyi lavaboya dökmemek küçük bir adım gibi görünebilir. Ancak milyonlarca insan aynı alışkanlığı değiştirdiğinde, bu küçük adım büyük bir çevresel fark yaratır.
Kahve Küçük Bir Alışkanlık, Büyük Bir Etki
Kahve hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olabilir. Ancak onu nasıl tükettiğimiz ve nasıl bertaraf ettiğimiz, sandığımızdan çok daha büyük bir çevresel etkiye sahiptir.
Kahveyi giderlere dökmemek, nehirleri, gölleri ve denizleri korumak adına atılabilecek en basit ama en etkili adımlardan biridir. Çevre için iyi olan, mutfağınız için de iyidir.






