top of page

Yemenia: Yüzyılın Kahve Keşfi


Yemen’in sarp dağ yamaçlarındaki asırlık teraslar, kahve tarımının en eski sahnelerinden biri olmuştur.



Giriş


Kahve dünyasında her yıl yeni demleme teknikleri, kavurma teknolojileri veya işleme yöntemleri ortaya çıkıyor. Ancak yeni bir kahve genetik keşfi neredeyse hiç duymadığımız bir olaydır. İşte bu yüzden Yemen’de keşfedilen Yemenia adlı yeni kahve genetik grubu, sektörde “yüzyılın keşfi” olarak anılıyor. Bilim insanları, Yemen’in yüzyıllardır saklı kalmış kahve gen hazinesini ortaya çıkararak, kahvenin aile ağacında yeni bir dal keşfettiler. Bu keşif sadece bilimsel bir merak konusu olmanın ötesinde; kahve yetiştiriciliğinin geleceği, kaliteli fincan özellikleri ve iklim değişimine dayanıklılık açısından büyük umutlar vadediyor.


Kahvenin Anayurdu: Yemen


Coffea arabica türü kahvenin anavatanı Etiyopya’nın yemyeşil ormanları olsa da, kültüre alınarak dünya çapında yayılması Yemen’de başlamıştır. Tarihsel kayıtlara göre, 15. yüzyıldan itibaren Yemen’in dağ köylerinde kahve tarımı yapılmaya başlandı ve Mocha limanı üzerinden tüm dünyaya yayıldı. Günümüzde yetiştirilen neredeyse bütün Arabica çeşitlerinin genetik kökeni, bir avuç kahve çekirdeğinin Etiyopya’dan Yemen’e getirilmesine dayanır. Bu nedenle Yemen, Arabica kahvesinin başlıca evcilleştirilme merkezi olarak kabul edilir.

Ne var ki, asırlardır kahve yetiştirilen Yemen’in kendi içindeki genetik çeşitliliği uzun süre bilinmezliğini korudu. Çoğu uzman, Yemen’deki kahvelerin sınırlı sayıda atadan geldiğini ve dolayısıyla genetik açıdan fazla çeşit barındırmadığını varsayıyordu. Hatta 2014 yılında yapılan bir araştırma, Yemen kahvelerinin dünya genelindeki ana çeşitlere kıyasla “benzersiz, keşfedilmemiş bir genetik çeşitlilik” barındırmadığını öne sürmüştü. On yıllar süren çatışmalar ve ülkenin dışa kapalı yapısı, Yemen kahvesinin bilimsel olarak incelenmesini zorlaştırdı. Bu yüzden Yemen’de yetişen kahvenin genetik yapısı, hem akademik çevrelerde hem de endüstride uzun süre karanlıkta kaldı.

Öte yandan Yemen, kahve tarımının en eski merkezi olarak benzersiz bir konuma sahip. Ülkenin yüksek rakımlı teraslı tarlalarında nesiller boyu süren tarım uygulamaları, kahve ağaçlarının zorlu koşullara uyum sağlamasına yol açtı. Arap Yarımadası’nın kurak ve dağlık coğrafyasında, kahve ağaçları su stresi, sert güneş ve değişken sıcaklıklarla baş ederek hayatta kalmayı öğrendi. Bu doğal seçilim ve uyum süreci, Yemen kahvelerine farkında olunmadan özel özellikler kazandırmış olabilir. Yine de, modern bilimsel teknikler kullanılmadan bu genetik zenginliği fark etmek mümkün değildi.

 

 

Yemenia’nın Keşfinin Hikayesi


Yemenia’nın hikâyesi, Yemen asıllı girişimci Faris Sheibani’nin birkaç yıl önce kurduğu Qima Coffee şirketiyle başlıyor. Sheibani, iç savaş ve ekonomik zorluklar içindeki Yemen’de kahvenin küçük çiftçiler için bir umut ışığı olabileceğini görüp memleketinin kahve mirasını ayağa kaldırmak istedi. Bu amaçla, dünyaca ünlü kahve genetikçisi Dr. Christophe Montagnon (eski World Coffee Research bilim direktörü) ile iş birliğine giderek kapsamlı bir Ar&Ge programı başlattı. Amaç, Yemen’de yüzyıllardır yetiştirilen kahve ağaçlarının genetik haritasını çıkarmaktı.

2017’den itibaren birkaç yıl süren bu proje kapsamında, Yemen’in kahve yetiştirilen bölgelerinden geniş çaplı örnekler toplandı. Araştırmacılar, ülkenin farklı yörelerinden ve rakımlardan 137 adet Arabica örneği derlediler; bu örnekler Yemen genelinde yaklaşık 25.000 kilometrekarelik bir alanı kapsıyordu. Sadece Yemen kahveleri değil, aynı zamanda karşılaştırma yapabilmek için Etiyopya’daki yabani Arabica örnekleri ile Typica, Bourbon, SL28, SL34 gibi dünya genelinde yaygın bazı kültivarların DNA örnekleri de analiz kapsamına alındı.

Bilim insanları, tüm bu örneklerin genetik parmak izlerini çıkarmak için modern DNA analiz tekniklerini kullandılar. Özellikle kahve genetiğinde yaygın bir yöntem olan mikrosatelit (SSR) belirteçleri ile her bir örneğin genetik profili belirlendi. Bu genetik veriler, örnekler arasındaki akrabalık ve farkları ortaya koyan kümeleme analizleri ile değerlendirildi. Çalışmanın 2021 yılında Genetic Resources and Crop Evolution adlı akademik dergide hakemli olarak yayımlanan sonuçları, gerçekten de heyecan vericiydi.

Araştırmacılar toplamda beş farklı genetik küme (grup) tespit ettiler. İlk küme, yalnızca Etiyopya’dan alınan yabani kahve örneklerinden oluşuyordu ve “Etiyopya-Özel” kümesi olarak adlandırıldı. Bu grup, Yemen’deki ve dünyadaki kültivar gruplarından belirgin biçimde ayrı duruyordu; bu da yabani Etiyopya kahvesi ile dünya genelinde yetiştirilen kültüre kahveler arasındaki genetik mesafenin altını çiziyordu. İkinci küme, “SL-17” kümesi olarak adlandırıldı ve küçük bir gruptu – Kenya kökenli SL-17 gibi bazı dünya kültivarlarını içeriyordu ancak hiçbir Yemen örneği bu grupta yer almadı. Üçüncü ve dördüncü kümeler ise hem Yemen örneklerini hem de dünya genelinde yetiştirilen bazı çeşitleri bir araya getiriyordu: Bunlardan biri “Yemen Typica-Bourbon” kümesi olarak adlandırıldı ve Typica/Bourbon soyundan gelen kültivarlar ile onlara benzeyen Yemen kahvelerini içeriyordu. Diğeri ise “Yemen SL-34” kümesi idi; bu da Kenya’nın ünlü SL-34 varyetesinin genetik çizgisinde olan kültivarlar ile onlara uyan bazı Yemen örneklerini barındırdı. Bu bulgu, Yemen’deki bazı kahvelerin genetik olarak dünyanın tanıdığı Bourbon, Typica ve SL türevleriyle akraba olduğunu gösteriyordu – ki bu beklenebilirdi, zira tarihsel olarak bu soyların tohumları Yemen’den çıkmıştı.

Ancak esas sürpriz, beşinci genetik kümede ortaya çıktı. Yalnızca Yemen örneklerinden oluşan, ne bilinen herhangi bir kültivar grubuna ne de Etiyopya’daki bilinen yabani kahve genotiplerine benzemeyen tamamen ayrı bir küme keşfettiler! Araştırmacılar bu yepyeni kümeye “New-Yemen” (Yeni Yemen) adını verdiler. Qima Coffee ekibi ise bu buluşa daha özlü bir isim bularak, Yemen’in kahve kültürüne annelik etmiş topraklarına ithafen “Yemenia” adını kullandı. Yemenia, kelime anlamıyla “Yemenli anne” demektir ve kahvenin yeni bulunan bu “ana gen havuzunu” sembolize eder.

Yemenia grubunun keşfi, kahve genetiği alanında yaklaşık üç asırdır görülmeyen bir gelişmeydi. Qima Coffee’nin kurucusu Faris Sheibani bu buluşun, kahvede Bourbon ve Typica gen havuzlarının bulunmasından bu yana en önemli keşif olduğunu belirtti. Gerçekten de günümüzde dünya üzerindeki yüzlerce Arabica çeşidi, 1700’lerde tanımlanmış birkaç ana soydan (Typica/Bourbon ve türevleri, ayrıca SL gibi bazı ıslah hatları) türemiştir. Şimdi ise bu soyların yanına, sadece Yemen’de varlığını sürdüren yepyeni bir genetik soy eklenmiş oldu. Bu durum, kahve tarımının geleceğini şekillendirebilecek ölçüde önemli görülüyor. Keşfin ilk duyurulduğu 2020 yılında bazı çevreler temkinli yaklaşsa da, hakemli bilimsel yayının sonuçları bu genetik farklılığı net biçimde ortaya koyarak şüpheleri büyük ölçüde giderdi. Sonuçta Yemenia artık resmi olarak literatüre geçmiş, gerçek bir keşifti.



Yemen: Kahvenin Genetik Rezervuarı


Bu çalışma, Yemen’in küresel kahve genetiğindeki yerini yeniden tanımlamamızı sağladı. Ortaya çıkan tabloya göre Yemen, Etiyopya dışındaki en zengin Arabica genetik çeşitliliğine sahip ülke konumunda. Yüzyıllar önce Yemen’den dünyaya yayılan kahve genetik mirası hâlâ Yemen topraklarında korunuyor. Araştırmacıların ifadesiyle, Yemen bugün, 300 yıl önce dünyaya armağan ettiği kahve genetik çeşitliliğinin büyük bölümünü hâlâ elinde bulunduruyor. Dahası, Yemen dünyada başka hiçbir yerde olmayan özgün bir genetik çeşitliliğe de ev sahipliği yapıyor – yani Yemenia kümesi. Bu, kahve tarımı tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir durum.

Peki Yemen’de böylesine beklenmedik bir genetik çeşitlilik nasıl oluştu? Araştırmacılar, Yemen’de ortaya çıkan üç ana genetik küme (Yemen Typica-Bourbon, Yemen SL-34 ve Yeni-Yemen) ile ilgili birkaç olası senaryo öne sürüyorlar:

  • Birinci senaryo: Yemen’e farklı dönemlerde birden fazla kahve çekirdeği grubu getirilmiş olabilir. Bu grupların her biri dar bir genetik tabana sahip olsa da farklı kökenlere dayandığı için Yemen’de çeşitlilik yaratmış olabilir. Zaman içinde çiftçiler ve doğa, bu farklı gen havuzları arasından Yemen koşullarına en uygun olanları seçip yaşatmış olabilir.

  • İkinci senaryo: Yemen’e tek seferde veya sınırlı sayıda seferde gelen kahve nüveleri, aslında düşünüldüğünden daha geniş bir genetik çeşitliliğe sahipti. Bu geniş taban Yemen’de yüzyıllar boyunca kendi içinde farklı yönde evrilerek bugün gördüğümüz genetik kümelere ayrılmış olabilir.

  • Üçüncü senaryo: Dünyada sonradan seçilen kahve çeşitleri (Bourbon, Typica vb.), tarih içerisinde tekrar Yemen’e getirilmiş ve burada mevcut çeşitlerle karışmış olabilir. Ancak araştırmacılar bu senaryoyu zayıf bir ihtimal olarak değerlendiriyor; zira tarih kayıtlarında tüm ana kahve çeşitlerinin yeniden Yemen’e götürüldüğüne dair bir iz bulunmuyor.

Çalışmanın verileri, özellikle ilk iki senaryoyu destekliyor. Yani Yemen’deki genetik zenginlik muhtemelen ya birden fazla bağımsız tohum girişinin sonucu, ya da tek bir geniş gen havuzunun yerel seçilimlerle dallanmasının ürünü – belki de ikisinin birleşimi. Her iki durumda da sonuç aynı: Yemen, Arabica kahvesinin evcilleştirilme sürecinde benzersiz bir genetik “rezervuar” işlevi görmüş. Etiyopya’nın ormanlarından kopup gelen kahve, Yemen’in izole dağ köylerinde kendi evrimsel yolculuğunu yaşamış ve dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan genetik özellikler kazanmış.

Nitekim araştırmada ortaya çıkan Yemenia kümesinin durumu buna iyi bir örnek. Yemenia’ya ait genler, ne günümüzde dünyada yetişen çeşitlerde ne de bilim insanlarının şimdiye dek topladığı Etiyopya’daki yabani örneklerde tespit edilmiş durumda. Bu, Yemenia gen havuzunun ya hiç Yemen dışına çıkmadığını, ya da geçmişte çıkmış olsa bile farklı coğrafyalara uyum sağlayamayıp kaybolduğunu gösteriyor. Belki Yemen’in kahve ihraç ettiği dönemlerde bu genetik hat, lezzet veya verim gibi sebeplerle tercih görmedi ve zamanla unutuldu. Ama Yemenli çiftçiler kendi köylerinde bu kahveleri yetiştirmeye devam ederek, biz farkında olmadan bu mirası günümüze taşımış oldular.

Bir diğer önemli bulgu da, Yemen’de kahve için kullanılan yerel isimlerin genetikle pek örtüşmediği. Yemenli üreticiler yüzyıllardır kahve ağaçlarına Udaini, Dawairi, Tufahi gibi çeşitli yöresel isimler verseler de, çalışma gösterdi ki aynı isim altındaki ağaçlar farklı genetik kümelere ait olabiliyor. Örneğin “Uzun boylu” anlamındaki Udaini ismi, farklı genetik geçmişe sahip ama boyu uzun olan ağaçlara ortak verilen bir ad. Yani çiftçiler daha çok ağacın görünüşü veya bölgesine göre adlandırma yapmış, genetik soyuna göre değil. Bu da araştırmacıların DNA analizinin önemini vurgulamasına yol açıyor: Görünüşe aldanmadan, gerçek genetik kimliği ortaya çıkarmak.


Kahve Endüstrisi İçin Önemi ve Gelecek İmkanlar


Yemenia’nın keşfi, kahve sektörü için bir dizi önemli sonucu beraberinde getiriyor. Her şeyden önce bu, kahvede genetik çeşitlilik ufkumuzun genişlemesi demek. Uzmanlar yıllardır Arabica kahvesinin genetik açıdan tehlikeli derecede dar bir tabana sahip olduğunu, bunun da hastalıklara ve iklim değişikliğine karşı kırılganlık yarattığını söylüyordu. Şimdi Yemenia ile birlikte gen havuzumuza yeni genler eklenme şansı doğdu. Bilim insanları, Yemenia grubunun sahip olduğu özgün genlerin kahve bitkisinde dayanıklılık (resilience) ve uyum yeteneğini (adaptation) artıracak özellikler barındırabileceğini belirtiyor. Özellikle de küresel ısınma, yükselen sıcaklıklar, kuraklık ve yeni hastalıklar karşısında, Yemen’de gelişen bu genetik varyasyonlar kahvenin gelecekte hayatta kalmasına yardımcı olabilir.

Örneğin Yemen’in kurak ve zorlu iklimine uyum sağlamış kahve genotipleri, daha az suyla yetinebilen veya yüksek sıcaklık stresine dayanabilen nesiller üretmek için kullanılabilir. Yine olası kahve bitki hastalıklarına (örneğin kahve yaprak pası gibi) karşı doğal direnç genleri bu çeşitlerde bulunabilir. Bu keşif sayesinde, kahve ıslahçıları artık daha önce ellerinde olmayan bir hazineye kavuşmuş durumdalar. Yemenia genetik grubundan alınacak örnekler, mevcut ticari çeşitlerle çaprazlanarak daha dirençli ve kaliteden ödün vermeyen yeni nesil kahve fideleri geliştirilebilir. Elbette bu, uzun soluklu bir Ar-Ge süreci gerektiriyor; ancak başlangıç noktası açısından bakıldığında, artık umut verici bir genetik cephaneliğimiz var.


İşin bir diğer boyutu da fincan kalitesi ve lezzet çeşitliliği. Yeni bulunan Yemenia grubunun sadece varlığı değil, tadı da heyecan uyandırdı. 2020’de Qima Coffee ve Alliance for Coffee Excellence iş birliğiyle düzenlenen özel bir tadım etkinliğinde Yemenia kahveleri, uluslararası tadımcılardan olağanüstü puanlar aldı. Hatta o yıl yapılan açık artırmada en yüksek puanı alan (90+ puan) ilk beş kahve partisinin hepsi Yemenia grubuna aitti. Bu kahvelerin kalitesi o denli etkileyiciydi ki, bazı uzmanlar Yemenia’nın fincandaki karakterini efsanevi Geisha kahvesine benzetti – yani çiçeksi ve meyvemsi notalarıyla benzersiz bir lezzet profiline sahip olduğunu ifade ettiler. Kısacası Yemenia, genetik olarak farklı olmasının yanı sıra damak açısından da ayrıksı ve çekici olduğunu kanıtladı.


Piyasadaki yansıması da bununla paralel oldu: Yemenia grubuna ait kahveler, 2020’deki ilk uluslararası müzayedede koleksiyoner niteliğinde alıcıların dikkatini çekti. Sınırlı miktarda sunulan bu Yemen kahveleri için kilogram başına yüzlerce dolara varan rekor fiyatlar ödendi. Örneğin, en yüksek puanlı bir Yemenia lotu açık artırmada neredeyse 200 $/lb gibi inanılmaz bir seviyeye yaklaşan fiyata alıcı buldu. Bu rakamlar, hem Yemenia’nın kalite potansiyelini hem de sektörde yarattığı heyecanı açıkça ortaya koyuyor.

Bu keşfin belki de en güzel tarafı, Yemenli kahve çiftçilerinin yıllardır ellerinde tuttukları değerin sonunda takdir görmeye başlamasıdır. Yemenia gen havuzunun ortaya çıkarılması, Yemen’deki geleneksel küçük ölçekli üreticilerin aslında dünya kahve mirasına ne denli büyük bir katkı yaptığını gösteriyor. Yüzyıllardır zorlu koşullarda kahve yetiştiren bu çiftçiler, genetik çeşitliliğin koruyucusu olmuşlar. Şimdi uluslararası ilginin Yemen kahvesine yönelmesiyle, bu üreticiler için ekonomik fırsatlar da doğabilir. Nitekim Qima Coffee gibi girişimler, Yemen’de sürdürülebilir kahve tarımını destekleyerek çiftçilere daha yüksek gelir sağlayacak modeller üzerinde çalışıyor. Yemenia’nın yüksek değer görmesi, Yemen kahvesinin bir bütün olarak marka değerini yükseltiyor ve uzun vadede bu, çatışmalar ve sıkıntılarla boğuşan bir ülke için umut vadediyor.

Son olarak, Yemenia keşfi kahve sektöründe bilimin ve araştırmanın önemini de gözler önüne seriyor. DNA analizleri ve genetik araştırmalar sayesinde, yüzyıllık efsanelerin ötesine geçip somut bulgular elde edebiliyoruz. Bu da gösteriyor ki, kahvenin geçmişinde keşfedilmeyi bekleyen daha nice sır olabilir. Kahve profesyonelleri için, Yemenia gibi bir keşif hem yeni bir lezzet ufku hem de daha dayanıklı kahveler anlamına geliyor. Bu nedenle kahve işletmeleri, kavurmacılar, kalite uzmanları ve yetiştiriciler, araştırma dünyasıyla daha yakın temas hâlinde olmanın faydasını görecektir.


Sonuç


Yemenia: Yüzyılın kahve keşfi ifadesi abartı değil, hakikat. Yemen’in sarp dağ köylerinde yüzyıllardır sessizce yetişen kahve ağaçları, meğer küresel kahve ailesinin eksik bir parçasını saklıyormuş. Bu parça şimdi gün yüzüne çıktı ve kahvenin geçmişine dair bildiklerimizi zenginleştirdiği gibi geleceğine dair umutlarımızı da artırdı. Yemenia, kahve genetiğinde yeni bir sayfa açarak bizlere çeşitliliğin gücünü hatırlatıyor – hem biyolojik anlamda çeşitlilik, hem de aromatik çeşitlilik.


Bu keşif sayesinde bir kez daha anlıyoruz ki, kahvenin gelecekte karşılaşacağı zorlukların çözümü, geçmişinde ve köklerinde gizli olabilir. Yemen’in kadim kahve kültürü, modern bilimin desteğiyle tüm dünyaya ilham veriyor. Şimdi görevimiz, bu değerli genetik mirası korumak, değerlendirmek ve gelecek nesillere aktarmak. Yemenia’nın hikâyesi, fincanlarımızda yeni tatlar olarak yaşarken, aynı zamanda tarlalarda daha dayanıklı bitkiler ve çiftçiler için daha parlak bir gelecek anlamına gelecek.


Yüzyıllar sonra Yemen’in kahve bahçelerinden yükselen bu keşif, tüm kahve severlere ve profesyonellere şunu hatırlatıyor: Kahvenin hikâyesi bitmedi, biz onu keşfetmeye devam ettikçe yeni bölümler yazılmaya devam edecek.



D.EMRE KURTULUŞ

bottom of page