top of page

Yeni Araştırma: Orta Düzey Kahve Tüketimi Daha Düşük Stres ve Anksiyete ile İlişkilendirildi

Kahve ve anksiyete aynı cümlede geçtiğinde, çoğu zaman akla gelen ilk düşünce kahvenin, özellikle de kafeinli kahvenin, kaygıyı artırabileceği olur. Bunun temel nedeni genellikle kafeinin uyarıcı etkisi ve beraberinde getirdiği huzursuzluk, çarpıntı ya da “gerginlik” hissidir. Ancak bu alanda yürütülen çok kapsamlı yeni bir araştırma, yaygın kanının tersine işaret ediyor. Bulgulara göre kahve, doğru miktarda tüketildiğinde, anksiyete gibi stres ve duygu durum bozuklukları riskini azaltmayla ilişkili olabilir.


kahve bardakları ve çekirdekleriyle gülen yüz

461 Binden Fazla Kişi Üzerinde İncelendi

Araştırma, gelecek ay Journal of Affective Disorders dergisinde yayımlanacak. Çalışma kapsamında Çin’deki Fudan Üniversitesi’nden araştırmacılar, 461 binden fazla kişiyi kapsayan son derece geniş bir veri setini analiz etti. Katılımcılar ortalama olarak 13,4 yıl boyunca takip edildi.

Science Alert’in aktardığına göre, araştırmaya dahil edilen bireylerin tamamı çalışma başlangıcında iyi bir ruh sağlığına sahipti. Katılımcılardan aynı zamanda kahve tüketim alışkanlıklarını kendi beyanlarıyla bildirmeleri istendi.


En Dikkat Çekici Sonuç: Günde 2–3 Fincan

Araştırma süresince toplam 18.220 duygu durum bozukluğu vakası ve 18.547 stres bozukluğu vakası kaydedildi. Yaş, eğitim seviyesi, fiziksel aktivite ve benzeri diğer sağlık değişkenleri hesaba katıldığında, günde iki ila üç fincan kahve tüketen bireylerin hem stres bozuklukları hem de duygu durum bozuklukları geliştirme riskinin anlamlı biçimde daha düşük olduğu görüldü.

Araştırmacılar, sonuçların “J-eğrisi” olarak tanımlanan bir model izlediğini belirtiyor. Buna göre hiç kahve tüketmeyenlerde etkiler oldukça sınırlı kalırken, tüketim arttıkça faydalı ilişki güçleniyor ve en belirgin seviyeye günde 2–3 fincan aralığında ulaşılıyor. Ancak bu seviyenin üzerine çıkıldığında etkinin zayıfladığı, hatta yüksek tüketim düzeylerinde tersine dönebildiği görülüyor.


Etkiler Erkeklerde Daha Belirgin

Çalışmanın dikkat çeken bir diğer sonucu da etkilerin cinsiyete göre farklılık göstermesi oldu. Bulgular, erkeklerde kahve tüketimi ile daha düşük stres ve duygu durum bozukluğu riski arasındaki ilişkinin kadınlara göre daha belirgin olduğunu ortaya koydu.

Araştırmacılar ayrıca bu ilişkinin yalnızca klasik kafeinli kahveyle sınırlı olmadığını vurguladı. Etkinin, kafeinsiz kahve tüketenlerde de gözlemlendiği; ayrıca kafeini metabolize etmekte zorlanan genetik yapıya sahip bireylerde de benzer biçimde görüldüğü ifade edildi.


Kahve Nedeni mi, Yalnızca Bir İlişki mi?

Her ne kadar araştırma çok büyük bir katılımcı grubuna dayansa da bilim insanları önemli bir noktaya özellikle dikkat çekiyor: Bu çalışma yalnızca bir ilişki ortaya koyuyor. Yani kahvenin doğrudan stres ve anksiyete riskini azalttığı kesin olarak söylenemiyor. Bunu ortaya koyabilmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var.

Başka bir deyişle, sonuçlar kahvenin ruh hali üzerinde olumlu bir rol oynayabileceğini düşündürüyor; ancak bunun gerçekten neden-sonuç ilişkisi olup olmadığını anlamak için gelecekte yapılacak araştırmalar belirleyici olacak.


Kahve Tüketenler İçin Umut Verici Bir Tablo

Yine de bulgular, kahvenin ruh sağlığı üzerindeki etkileri konusunda endişe duyanlar için umut verici. Özellikle orta düzeyde kahve tüketiminin, sanılanın aksine, stres ve anksiyete ile daha düşük risk düzeyleriyle bağlantılı olması dikkat çekici bir gelişme.

Kısacası bilim dünyası, kahvenin yalnızca enerji veren bir içecek değil, aynı zamanda ruh hali üzerinde de düşündüğümüzden daha karmaşık ve belki de daha olumlu etkileri olabileceğini göstermeye devam ediyor. Görünüşe göre kahve, doğru miktarda tüketildiğinde, düşündüğümüz kadar “kötü” olmayabilir.

 
 
bottom of page