top of page

Bilim İnsanları, İnsanlardaki Mikroplastik Seviyelerine Dair Bulguları Sorguluyor

Son yıllarda yapılan birçok çalışma, insan vücudunda şaşırtıcı derecede yüksek mikroplastik seviyeleri tespit edildiğini öne sürüyordu. Özellikle sıcak içeceklerde kullanılan tek kullanımlık karton bardaklar—kahve bardakları başta olmak üzere—mikroplastik maruziyetinin önemli kaynaklarından biri olarak gösterilmişti. Mikroplastikler, modern yaşamın büyük sorunlarından biri olarak kabul görmeye başlamıştı.

Ancak şimdi bazı bilim insanları bu bulgulara itiraz ediyor. Yeni tartışmalara göre, insan vücudunda tespit edildiği iddia edilen mikroplastik miktarları abartılmış olabilir ve bu sonuçların önemli bir kısmı yanlış pozitif ölçümlerden kaynaklanıyor olabilir.


takeaway hot coffee

Metodoloji Tartışması Büyüyor

The Guardian’ın haberine göre, çok sayıda bilim insanı insan vücudundaki mikroplastik seviyeleriyle ilgili yayımlanan bazı akademik çalışmalara resmî itirazlarda bulundu. Eleştirilerin büyük bölümü, kullanılan yöntemlere odaklanıyor. Araştırmacılar;

  • yetersiz kontaminasyon kontrolleri,

  • doğrulama adımlarının eksikliğigibi sorunların, raporlanan mikroplastik yoğunluklarının güvenilirliğini ciddi şekilde etkileyebileceğini savunuyor.


Beyin Dokusu Çalışmasına Sert Eleştiri

İnsan beyninde mikroplastik bulunduğunu iddia eden bir çalışmaya ilişkin olarak, Almanya’daki Helmholtz Çevresel Araştırma Merkezi’nden Dr. Dušan Materić, önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Materić’e göre yağ dokuları, polietilen için sıklıkla yanlış pozitif sonuçlara yol açabiliyor ve insan beyninin yaklaşık %60’ı yağdan oluşuyor.

Dr. Materić bu çalışmayı oldukça sert bir dille eleştirerek, makaleyi “bir şaka” olarak nitelendiriyor ve sonuçların neden hatalı olduğunun “son derece açıklanabilir” olduğunu söylüyor. Hatta, insanlardaki mikroplastikler üzerine yayımlanan “yüksek etki faktörlü çalışmaların yarısından fazlasının” sonuçlarından şüphe duyduğunu ifade ediyor.


Damar Çalışmaları da Eleştiriliyor

Mikroplastiklerin insan damarlarında tespit edildiğini öne süren başka bir çalışmada ise eleştiriler, ameliyathane ortamından alınması gereken boş (blank) numunelerin test edilmemesine odaklanıyor. Bu tür numuneler, ortamdan kaynaklanan arka plan kirliliğini ölçmek için kritik önem taşıyor.


Araştırmacılar Bulgularını Savunuyor

Eleştiriler karşısında, beyin dokusu çalışmasının yazarları ise savunmada. Çalışmanın başyazarı, bugüne kadar kendi laboratuvarları ve diğer araştırma gruplarına yöneltilen eleştirilerin büyük kısmının varsayıma dayalı olduğunu ve somut verilerle desteklenmediğini ifade ediyor.


Ortak Nokta: Yöntemler Hâlâ Gelişiyor

Her iki tarafın da hemfikir olduğu önemli bir nokta var: Mikroplastik ölçüm yöntemleri hâlâ gelişme aşamasında ve mevcut ihtiyaçları tam anlamıyla karşılayacak olgunluğa henüz ulaşmış değil.

Buna rağmen, çalışmaları savunan bilim insanları bulgularının arkasında dururken; karşı çıkan araştırmacılar bu yayınları “sorumsuz” olarak nitelendiriyor ve bu tür çalışmaların toplumda gereksiz korku yaratabileceğini (scaremongering) söylüyor.


Kahve İçenler Ne Yapmalı?

Taraflar, insan vücudunda mikroplastiklerin bulunduğu konusunda hemfikir. Ayrıca, maruziyeti azaltmaya yönelik önlemlerin alınması gerektiği de kabul ediliyor. Ancak ayrıştıkları nokta; mikroplastiklerin miktarı ve bu maddelerin insan sağlığı üzerindeki gerçek etkileri—kahve tüketimi dahil—konusunda net bilimsel sonuçların henüz ortaya konamamış olması.

bottom of page