Yüksek Kahve Fiyatları Neden Her Zaman Daha Yüksek Kalite Anlamına Gelmez?
- Doğukan İbidan
- 2 Şub
- 3 dakikada okunur
Kahve fiyatları yükseldiğinde, bunun otomatik olarak kalite artışıyla sonuçlanacağı düşünülür. Mantık basittir: Üreticiler daha fazla gelir elde ederse, tarıma, işleme süreçlerine ve kaliteye daha fazla yatırım yapabilirler.
Ancak pratikte durum her zaman böyle işlemez. Hatta bazı koşullarda, yüksek fiyatlar kaliteli kahve üretme motivasyonunu zayıflatabilir. Bunun temel nedeni, piyasa fiyatları hızla yükseldiğinde üreticilerin, ek maliyet ve risklere katlanmadan standart kahve satarak da güçlü gelir elde edebilmesidir.
Aynı anda, artan maliyetlerle karşılaşan kavurucular ve tüccarlar da marjlarını koruyabilmek için kalite beklentilerini düşürebilir. Böylece fiyat artışları kalite yatırımlarından değil, arz daralması ve piyasa dalgalanmalarından kaynaklanan bir yapıya dönüşür.

Fiyat Artışlarının Gölgesindeki Dalgalanma Sorunu
Yüksek kahve fiyatlarının yarattığı en büyük sorunlardan biri volatilite, yani fiyat dalgalanmasıdır. Üreticiler için bu durum gelir öngörüsünü neredeyse imkânsız hale getirir.
Bazı dönemlerde yalnızca bir ay içinde fiyatlar arasında %40’a varan farklar oluşabilmektedir. Bu ölçekteki dalgalanma, yalnızca çiftlik yatırımlarını değil, temel aile bütçesini bile planlamayı zorlaştırır.
Üstelik kahve ticaretinde zamanlama büyük önem taşır. Kahve kirazı çoğu zaman ihracat sözleşmeleri kesinleşmeden aylar önce satın alınır. Bu süreçte hem global kahve fiyatları hem de döviz kurları ciddi şekilde değişebilir. Sonuç olarak, kağıt üzerinde yüksek görünen fiyatlar, üreticinin eline geçen net gelire yansımayabilir.
Artan Maliyetler, Azalan Kazanç
Son yıllarda üretim maliyetleri de ciddi biçimde yükseldi. Gübre fiyatları arttı, iş gücü bulmak zorlaştı ve iklim belirsizliği üretimi daha riskli hale getirdi.
Birçok bölgede, çiftlik çıkış fiyatlarındaki artış; yükselen işçilik, girdi ve iklim kaynaklı kayıplarla büyük ölçüde dengelenmiş durumda. Yani fiyat artışı her zaman üreticinin refahına doğrudan katkı sağlamıyor.
Yüksek Kahve Fiyatları Kalite Teşvikini Nasıl Zayıflatıyor?
Yüksek kaliteli kahve üretimi; seçici hasat, dikkatli işleme, daha fazla iş gücü ve altyapı yatırımı gerektirir. Tüm bunlar ek maliyet ve belirsizlik anlamına gelir.
Tarihsel olarak, üreticiler kaliteye yönelimi genellikle emtia fiyatlarının düşük olduğu dönemlerde tercih etmiştir. Çünkü bu dönemlerde farklılaşmak, maliyetin üzerinde gelir elde etmenin neredeyse tek yoludur.
Ancak piyasa fiyatları yükseldiğinde bu motivasyon azalır. Üreticiler, deneysel işlemler veya mikro lotlar yerine, daha hızlı ve risksiz şekilde ticari kahve satarak güçlü gelir elde edebilir.
Özellikle fiyatların tekrar düşeceği beklentisi varsa, kısa vadeli kazançlar uzun vadeli kalite yatırımlarının önüne geçer. Bu da yüksek fiyatlı dönemlerin, paradoksal biçimde kaliteli kahve üretimini teşvik etmekte başarısız olmasına yol açar.

Alıcı Tarafında Değişen Davranışlar
Yüksek fiyatlar yalnızca üreticileri değil, alıcıları da etkiler. Artan hammadde maliyetleriyle karşılaşan kavurucular ve yeşil kahve alıcıları, ekstra kalite primleri ödemekte daha temkinli davranmaya başlar.
Bazı durumlarda, özel harmanlar için ödenen fiyatlar neredeyse mikro lot seviyelerine yaklaşırken, alıcılar kalite beklentilerini düşürmeyi tercih edebilir.
Tüketici davranışları da bu tabloyu destekler. Piyasa fiyatları yükseldiğinde ve perakende kahve fiyatları arttığında, tüketicilerin daha düşük kaliteli ürünlere yöneldiğine dair veriler bulunmaktadır. Bu da üst kalite segmentinde talep daralmasına neden olabilir.
Kalite Ayrımının Bulanıklaşması
Bazı dönemlerde ticari sınıf kahveler, geçmişte yalnızca üst düzey özel kahvelerin ulaştığı fiyatlardan satılabilmektedir. Bu durumda, olağanüstü kalite üretmenin finansal getirisi sınırlı hale gelir.
Sonuç olarak, pazar genelinde kalite farkları düzleşebilir ve özel kahvenin en önemli yapı taşlarından biri olan farklılaşma riske girer.
İstikrar Arayışı ve Uzun Vadeli Çözümler
Son dönemde C fiyatları rekor seviyelerden geri çekilmiş olsa da, önümüzdeki yıllarda tarihsel ortalamaların üzerinde seyretmesi bekleniyor. Jeopolitik gerilimler, ticaret politikaları ve iklim koşulları fiyatları yeniden yukarı çekebilir.
Bu ortamda sektör içinde giderek daha fazla dile getirilen ortak görüş şu: Kısa vadeli kazançlar yerine uzun vadeli istikrar öncelik olmalı.
Uzun vadeli sözleşmeler, ilişki bazlı ticaret modelleri ve üretim maliyetleri üzerine şeffaf diyaloglar; riskleri azaltmanın ve kaliteyi korumanın en güçlü yolları olarak görülüyor.
Riskin Daha Adil Paylaşılması Gerekiyor
Özellikle deneysel işlemler ve mikro lotlar söz konusu olduğunda, riskin yalnızca üreticinin omzuna yüklenmesi giderek daha fazla eleştiriliyor. Bu tür kahveleri talep eden alıcıların, sonuçlar beklendiği gibi olmasa bile alım taahhüdü vermesi gerektiği savunuluyor.
Böyle bir yaklaşım, üreticilerin yenilik yapma ve kalite geliştirme motivasyonunu yeniden güçlendirebilir.
Yüksek Fiyat Yetmez, Koordinasyon Şart
Özel kahve sektörü uzun yıllardır kendisini emtia piyasasından; kalite, şeffaflık ve ortak değer yaratma üzerinden ayırmaya çalışıyor. Ancak kalıcı yüksek fiyatlar bu ayrımı bulanıklaştırma riski taşıyor.
Daha pahalı kahve, tek başına daha iyi kahve anlamına gelmiyor. Risk, ödül ve kalite yatırımlarının dengeli biçimde paylaşıldığı, koordineli bir yaklaşım olmadan; piyasa giderek standartlaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.
Gerçek sürdürülebilirlik, fiyat artışlarında değil; istikrarda, iş birliğinde ve uzun vadeli bakışta yatıyor.






